
29-) Kuzey Makedonya
Yerimden kalkmadan dört ülke değiştirdim!
17.10.2025 - 19.10.2025
Yine, yeni, yeniden… Sonbahar kendisini hissettirmeye başladığı gibi bizde bir Balkan coşkusu menevişlenir. Özellikle de Makedonya için… Öyle ki artık bizim aile için bu durum bir nevi ritüel haline geldi. Yaz biter, sezon kapanır, kepenkler indirilir. Aheste aheste Pendik’e dönülür ve ilk fırsatta Makedonya yoluna revan olunur. Yeri gelir bu seyahatler Makedonya ile sınırlı kalmaz ve yanına Bosna, Kosova falan da eklenir. Yeri gelir kısa ve konsantre bir git gelden ibaret kalır. Fakat her halükarda Makedonya oradadır. Onun dışarıda bırakıldığı bir Balkan çıkarması düşünülemez.
Öte yandan Makedonya benim için hep bir yenilik arz etmeyi de beceriyor. Dördüncü kez gittiğim ata topraklarına bir kez daha tamamen farklı bir kadroyla beraber ayak basıyorum. Bu kez Öykü ile birlikte koyuluyorum Makedonya yollarına…
Üsküp
%20(1).jpeg)
Üsküp demek köfte demek...
Üsküp bahsini pek kısa tutacağım. Çünkü hep bildiğiniz şeyler. Vardar çevresinde uzun yürüyüşler, Kosmos’da köfte Neco’da tatlı döngüsü, görülesi yerleri ziyaret vb. Heykel meraklısı yol arkadaşım sağ olsun ekstradan Arkeoloji Müzesi turu sayesinde Üsküp repertuarımı zenginleştirme fırsatı da yakaladım.
Bitola
Makedonya’daki ikinci günümüzde hiç oyalanmadan Bitola’ya doğru yola çıktık. Havaalanından kiraladığımız araba sağ olsun keyfimize göre hareket etme özgürlüğüne sahiptik.
İki buçuk saat kadar süren yolun ardından Bitola’daydık. “Bitola da nereden çıktı?”, “Bitola’da ne varmış ki?” gibi sorular kafanızı kurcalıyor olabilir. Ülkenin ikinci büyük şehri olmasına karşın pek de adı sanı duyulmuş bir yer değil burası. Ancak belki şehrin dilimizdeki karşılığını vermek biraz işleri değiştirecektir. Makedonların Bitola dediği bu kente Türklerin verdiği isim Manastır. Sanırım şimdi bazı ampuller yanmıştır. Ola ki Manastır ismi de bazı zilleri çalmada yetersiz kalmıştır diye bir ipucu daha vereyim; Manastır Askeri İdadisi, Atatürk’ün 16 yaşındayken başladığı okul…
.jpeg)
Bina bugün müze olarak hizmet vermekte. Tarihi dokusunu olduğu gibi muhafaza eden binanın üst katında Atatürk’e adanmış bir bölüm yer almakta. Burada Atatürk’ün Türk ve Makedon bayraklarının ortasında konumlanan büstünü ziyaret edebilir, anı defterine hislerinizi kaydedebilirsiniz. Fakat sakın ola defterin sayfalarını karıştırıp da millet neler yazmış diye göz atayım demeyin. Kendi dilini bile konuşup yazmaktan aciz birkaç kendini bilmez zavallı magandanın sebep olduğu mürekkep sarfiyatı tadınızı kaçırabilir!
Bitola küçük şehir. Müzeden başlayan ve pek de uzun olmayan hareketli bir caddesi var. Bu cadde üzerinde dolanıp dilim pizza satan ufak bir dükkanda karnımızı doyurduk. Caddenin diğer ucundaki Saat Kulesi’nden sağa dönüp, ortasından sonbahar yapraklarının süslediği bir nehir geçen tatlı bir cadde boyunca yürüdük. Sevimli köprülerde fotoğraf molaları verdik.
Bitola ile alakalı en büyük sıkıntı park problemi. Arabayı koyacak yer bulmak için dört dönsem de nafile. Üstüne, neredeyse tüm sokakların ve kaldırımların otoparka dönüştürülmüş olduğu gerçeği de suratıma tokat gibi indi. İşin daha da kötüsü bizim gibi turistlerin ödeme yapma imkanı bile yok. Çünkü yerel bir telefon numarası ya da banka hesabı falan lazım. Neyse efendim, nihayetinde bir yol kenarında park yeri buldum. Kaldırım üzerine çekmiş diğer arabalardan cesaret alıp ben de yanaşıverdim. 4 Kasım mı 5 Kasım mı ne bu caddenin ismi. Akılda bulunsun!
.jpeg)
Pirlepe
Pirlepe şehir demenin bile iltifat kaçacağı cinsten ufak bir kent. Peki biz neden uğradık? Yolumuzun üzerinde kaldığı için. Başka tek bir sebep dahi yok.
Bizi dingin bir yağmur karşıladı Pirlepe’de. Arabayı bir sokak arasına park edip etrafı dolaşmaya koyulduk.
Pirlepe küçük olduğu kadar tenhaydı da. Dükkanlar kapalı, az sayıdaki kafe ıssız, sokaklar boş… Şehrin en merkezi caddesinde bir git gel yaptık. Buradaki bir marketten öte beri aldık. Zavallı Öykü, başına geleceklerden habersiz şekilde İstanbul’a götürmek üzere iki üç kutu ajvar dahi aldı. Bunlara havaalanında el konulduğunda tatlar bir nebze kaçacaktı.
Pirlepe ile ilgili söz edecek şeyler bulmakta zorlanıyorum. Sadece tuhaf mimarisiyle dikkat çeken Holy Metamorphosis Kilisesi’ne değinebilirim, o kadar.
Üsküp
.jpeg)
I love Macedonia...
Önceki günü tamamen Bitola ve Pirlepe’ye ayırmış, son günümüzü Üsküp’e bırakmıştık. Akşam saatlerindeki uçağımıza kadar Üsküp’te turlayıp durduk. Gel gelelim girişte de zikrettiğim üzere Üsküp hakkında fazla çene çalmayacağım.
İşte dördüncü Makedonya seyahatim bu şekilde geçip gitti. Hiç süphesiz seneye aynı zamanlar yolum tekrardan buralara düşecek. Muhtemel ki Makedonya hatıratlarımın kapsamını tıraşlamayı sürdüreceğim.