
Domates
Güney Amerika kıtasına ait bir ürün olan domates, bu kıtanın doğu kıyılarında yer alan And Dağları üzerinde 3000 metre yüksekliğe sahip bölgelerde doğal olarak yetişir. Yabani türlerinin tamamının kökeni bu coğrafyadır. Aynı şekilde kültüre alındığı ilk yer de bahsedilen bölgenin kuzeyinde kalan Meksika’dır. İspanyol istilacılar tarafından Amerika kıtasından İspanya’ya taşınmış ve buradan da Avrupa ulusları arasında zamanla yaygınlık kazanmıştır.

Amerika kıtasının keşfi ile birlikte dünya sahnesine çıkan domatesin Türkiye sınırlarında kabul görmesi 1800’lü yıllara denk gelir. Domates ile ilgili ilk Türkçe kayıtlar 1723 yılına tarihlenir. Osmanlı padişahı III. Ahmet’in sadrazamlarından Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın tutturduğu gider kayıtlarında domates de yer alır. Domatesi Osmanlı’ya getiren ve hatta ilk tohumları da temin eden kişi, İngiltere’nin 1799-1825 yılları arasındaki Halep büyükelçisi John Barker’dır. Kanuni Sultan Süleyman ve Yavuz Sultan Selim gibi hükümdarların lezzetini bilmediği domates, geç girdiği Osmanlı coğrafyasında ilk olarak Frenk patlıcanı olarak isimlendirilir.
Avrupa kayıtlarında domatese ilk olarak 1544 yılında rastlanır. İtalyan doktor Pierandrea Mattioli domatesten bahseden ilk kişidir. Domates ihtiva eden ilk yemek tarifi ise 1692 senesine ait İtalyanca bir reçete olan “İspanya Usulü Domates Sosu” tarifidir. İspanyol dilindeki ilk tarif 1745, İngiliz dilindeki ilk tarif ise 1758 yılına tarihlenmiştir.
Amerika kıtası menşeli olan domatese, kıtanın yerlileri olan Aztekler Nahuatl dilinde “tomatl” derlerdi. Bu ifade yumru anlamına gelmekteydi. Yeşil renkteki domates için kullanılan bu ifadenin yanında, kırmızı renkli domates için de “xictomatl” kelimesi kullanılırdı. Bu tabirler, günümüzde başta İngilizce olmak üzere pek çok dilde domates kelimesinin karşılığını meydana getirmektedir.
Avrupa’ya domatesin ilk geldiği durak olan İspanya’da, İspanyollar domatese Amerikan yerlilerinin verdiği ismi “tomate” biçiminde uyarlayarak kullanmayı sürdürürler. Domatesin İngilizce karşılığı da kökenini bu isimden alır. İtalyanlar ise domatesi “pomo d’oro” şeklinde isimlendirir. Bu isim aşk elması anlamına gelmektedir ve kırmızı rengi nedeniyle bu ismin uygun görüldüğü sanılır. Günümüzde de domatesin İtalyan dilindeki karşılığı aynı şekilde devam etmektedir.

Avrupa dillerinde domates...
Yukarıdaki görselde domates için Avrupa dillerinde kullanılan karşılıklar gruplandırılarak gösterilmiştir. Görüldüğü üzere, çoğu ülke İspanyolcadan gelen “tomate” ile İtalyanların uygun gördüğü “pomo d’oro” kelimesinden türeyen sözcükler kullanmaktadır. Almanya ve çevresindeki ülkeler “paradiesapfel” kelimesini kullanmaktadırlar ki bu da anlam olarak “cennet elması” demektir. İstisna olan ülkelerden Ermenistan “lolikner”, İrlanda “trâta”, Romanya ve Moldova ise “roşii” sözcüklerini kullanır.
Domatesin bilimsel olarak sebze mi yoksa meyve mi olduğu tartışma konusudur. Bilim adamları domatesin aslında bir meyve olduğunu ifade etseler de genel kanı domatesi sebze olarak kabul etmek yönündedir. Bu algının oluşmasını sağlayan Amerika Birleşik Devletleri’dir.

Domatesin içinden ç